ELLER TETİKTE (11.01.2019)

 

Geçtiğimiz hafta açıklanan FED tutanaklarından sonra bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin durumunu etkileyebilecek önemli gelişmeler oldu. Tutanaklar açıklandıktan sonra FED politikalarında majör değişiklikler var düşünceleri ağırlık kazanmaya başlıyor. 2013 yılında FED başkanı Bernanke’nin konuşmasında verdiği mesajlarla başlayan gelişmekte olan piyasalardaki para çıkışı Powell’ın bu hafta yaptığı konuşmadaki güvercin tonla tersine dönmüş gözüküyor. Sabırlı olacağından ve izlemede olacaklarından bahsediyor. Bunun öncekilerde olduğu gibi bir bolluk dönemi olmayacağı fakat bir rahatlama dönemi olacağını düşünüyorum. Ancak şunu da unutmamak gerekiyor; gelen verilerle bu ay güvercin olan ton, bir sonraki ay şahine dönebilir. Fakat orta ve uzun vadedeki görünümümde trend dönüş seviyelerinde olabiliriz. ABD makroekonomik verileri şu an kötü değil. Hatta son gelen tarım dışı istihdam sürpriz derecede iyi geldi. Ancak resesyon gibi olumsuz beklentiler ve diğer bazı jeo-stratejik hususlar göz önünde tutulduğunda bu görüşümüz destekleyecek doneler var.

ABD Çin ticaret görüşmeleri sonuçlandı, sonuçlar yakında açıklanacak. Gelen tweet ve açıklamalardan olumlu geçtiği anlaşılan bir süreç yaşanmış görünüyor. Ancak şu an görünen olumlu sahnelerin, asıl amaçların gizlendiği bir tiyatro olduğu ve arka planda yeni gelişmelere gebe planların yapıldığını bilmemiz gerekiyor. Dünyanın en büyük ekonomisi haline gelen Çin’in ABD’nin rahatlıkla durdurabileceği bir armada olmadığı aşikâr. Trump’ın son çırpınışlarla göstermeye çalıştığı çabalar 2020 seçimlerinde ona yeniden başkanlığın yolunu açabilir. Ama Çin’i durdurmaya yetmez.

Bakın bu işin devam edeceği konusundaki tezlerden sadece birini burada örnek olarak vereceğim. Çin’in ham petrol vadeli işlemlerini başlatmasından tam bir hafta sonra, Petro-yuan Brent işlem hacmini geride bırakarak o zamandan bu yana geçen yedi aydan kısa bir süre içinde küresel petrol ticareti içindeki payı yüzde 32’ye ulaştı. Yıllardır ABD dolarını tahtından indirmeyi planlayan Çin, şu anda dünyanın bir numaralı ihracatçısı ve en büyük ham petrol ithalatçısı konumunda. Jeopolitik açıdan bakıldığında ise, Petro-dolar ABD’ye olağanüstü bir ekonomik ve siyasi güç katıyor. Durum böyleyken nasıl bir barış ve uzlaşma ortamından bahsedilebilir? Doların değeri, büyük ölçüde bir petrol ticareti aracı olarak kullanılmasına bağlıdır. Böyle bir gücü elinden alınan ABD dolarının değeri yavaş fakat emin adımlarla düşecektir. Ayrıca Rusya 100 milyar dolarlık rezervini Çin yuanına, Japon yenine ve Euro’ya dönüştürdü. Bu trend yayılarak devam edebilir. Trump’ın çabaları kaçınılmaz gidişatı daha da hızlandırabilir.

Ek olarak bu çabalar ABD ekonomisinde hiç de olumlu karşılık bulmayacak. Resesyon ihtimali ABD tahvillerindeki getiri eğrisinin tersine dönmesi ile fiyatlanmaya başladı bile. Acaba FED başkanının son söylemleri bu fiyatlamaları tersine çevirip yeniden coşkulu borsa yükselişlerini sağlayabilecek mi? Bizce Dow, S&P ve Nasdaq’daki son yükselişlerin bir tepki olma olasılığı çok yüksek. Şimdiye kadar Perakende devi birçok şirketin güçlü tüketici harcamaları ve küçük işletmelerden gelen taleplerle elde ettikleri büyük karlılıklar 2019’da elde edilemeyebilir. Bize göre, Çin ve Avrupa’da başlayan küresel yavaşlama eninde sonunda ABD’yi de saracaktır.

Senaryo böyle iken Altının ve Gelişmekte Olan (EM) Ülke varlıklarının yıldızı parlamaya devam edebilir.

Böyle bir ortamda diğer gelişmekte olan ülke para birimlerinden olumsuz ayrışan Türk Lirası ve türev varlıkların, eğer olumlu sayabileceğimiz gelişmeler olursa, çok sert değer kazanacağını düşünebiliriz. Bu ortamı çok iyi kullanmamız lazım. Ancak aşağıda belirteceğimiz gelişmeler altında yakın vadede TL çok olumlu da olabilir, çok olumsuz da. Muhtemel olumlu gelişmelerin aslında halihazırdaki olumsuz koşulların içinde olduğunu da belirtelim.

Kuzey Suriye’de başlatacağımız terör operasyonu ile ilgili olumlu gittiğini zannettiğimiz hususlarda yapılan açıklamalar aslında işin o kadar da kolay olmayacağını gösteriyor. Ulusal Güvenlik danışmanı John Bolton’un Kürt vatandaşlarımızın tehlike altında olduğu konusundaki iması ve Tayyip Erdoğan’ın Bolton’un görüşme teklifini reddetmesi anlaşma ortamının henüz sağlanamadığını gösteriyor. Önceki yazılarımda da bunun bir pazarlık süreci olduğunu belirmiştim. Aynı süreç devam ediyor. Ankara’da gerçekleştirilen Suriye’nin geleceğine yönelik İbrahim Kalın-Bolton zirvesinden gelen ilk izlenimlerin jeopolitik riskleri artırması TL’nin benzerlerine göre negatif ayrışmasına neden oluyor. Henüz siyasi önemli bir tartışma yok ancak riskler devam ediyor. S-400 almama karşılığında Patriot verelim deniyor. FETÖ’yü paketliyoruz diyorlar, sonuç çıkmıyor. Suriye’den çıkıyoruz diyorlar, YPG ile görüşmeler devam ediyor.

Bütün bu riskler  altında Ordumuz sınırda mevzilerde ve elleri tetikte bekliyor. Son derece kritik olan bu bekleyiş, Türk varlıklarda aşağı ve yukarı yönlü oldukça sert hareketlere gebe demek yanlış olmaz. Eğer ABD’nin sert söylemleri altında harekât başlarsa TL’nin yönünü, sanırım söylememe gerek yok. ABD sert söylemlerden şimdilik kaçıyor. Türkiye Fırat’ın doğusunda ABD ile karşı karşıya gelmek istemezken ABD de bunu istemiyor.

Bu görüşmeler sonuç verirse İsrail’in menfaatleri gereği desteklenen YPG Türkiye’nin sağlam duruşuyla tasfiye edilip yeni bir şekle evrilebilir. Ve Türkiye bölgede kontrolü sağlayabilir. Piyasalar açısından buradan çıkacak en olumlu sonuç bu olur. Fakat ABD burayı, yine İsrail’in menfaatleri gereği Türkiye’ye kolay bırakmaz. Fakat imkânsız da değil. Olayları bu çerçevede değerlendirip sinyalleri iyi izlememiz gerekiyor.

En olumsuz sinyal ABD’nin henüz bölgeden çıkmasını beklemeden bizim sahaya inmemiz olur bana göre. Bu safha başlayana kadar TL’de yukarı yönlü ve kısa süreli hareketler görebiliriz. Eğer ABD askerleri çekilmeden harekât başlarsa, sorun bitene kadar eski zirvelere doğru hareketler görmek mümkün. Peki, tam tersi olur ve anlaşma olduğu izlenimi piyasalarda ağır basarsa ne olur? Bu durumda TL’de 5.00 ve kısa süreli biraz daha düşük seviyelere doğru hareketler olur. Mevcut riskler ve Türkiye 5 yıllık CDS’nin( Kredi Risk Pirimi) 370 civarında fiyatlanıyor oluşu halen olumsuz fiyatlama içinde olduğumuzu gösteriyor. CDS’in 357’nin altına gelmesi olumlu beklentilerin, 384’ün üzerine çıkması ise olumsuz risklerin arttığını gösterir.

Grafikler bize çok şey anlatıyor. Yani çanlar çalıyor. Bizim yapmamız gereken onları duymak.

 

YASAL UYARI;  Burada yer alan bilgi, yorum ve tavsiyeler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Burada yer alan bilgiler, güvenilir olduğuna inanılan halka açık kaynaklardan elde edilmiş olup bu kaynaklardaki bilgilerin hata ve eksikliğinden ve ticari amaçlı işlemlerde kullanılmasından doğabilecek zararlardan hiçbir şekilde sorumluluk kabul edilmemektedir.