Türev Araçların Risk Yönetiminde Kullanımı

 

Finansal riskler temelde bir bilanço uyumsuzluğunun sonucu oluşmaktadır. Örneğin, girdileri TL ancak maliyetleri döviz olan bir üreticinin kurların artması sonucu bilançosunda zarar görmesi kaçınılmazdır. Aynı şekilde, 3 ay sonra 1,000,000 ABD doları borcu olan bir yatırımcının kur artışı sonrası bilançosu olumsuz etkilenmesi kaçınılmazdır.

Örneğin, 3 ay sonra 1,000,000 ABD doları borcu olan ve başkaca bir doviz geliri olmayan bir yatırımcı düşünelim. Şu an kurun 2.2 olduğunu varsayıyoruz. 3 ay sonra, borcunun vadesi geldiğinde kurun alabileceği senaryolar geniş bir yelpazede oluşabilir.

Kur değer kaydedip 2.5’e ulaşabildiği gibi, TL nin değer kazanma olasılığı da mevcuttur. Eğer kur 2.5 TL ye ulaşırsa, yatırımcının bilançosunda oluşacak olan TL kaybı, bugünkü maliyetlerle 400,000 TL (2.5×1,000,000)-(2.1×1,000,000) şeklinde gerçekleşebilecektir. Borcun başabaş noktası şu anki maliyet olan 2.1 kur seviyesidir. Bunun üstü her seviye olumsuz bir mali durum yaratacaktır. TL’nin değerlenmesi ise yatırımcının borcunun azalmasına yol açacağı için bilançoya olumlu yanısyacaktır. Örneğin, kurun 1.9’a düşmesi de yatırımcıya 200 bin TL avantaj sağlayacaktır (2.1 mio-1.9 mio). Tüm bu senaryolar Şekil-1‘de görülebilir. Grafikten de anlaşılacağı gibi, kurun 1 birim artışı karlılıkta bir birim azalışa neden olmaktadır.

Spot pozisyon riskleri bu şekilde oluşmaktadır. Dolayısı ile kur riski oluşumunda, eğer bilançoda döviz borcu mevcutsa, kurun artışı şirket bilançosunu olumsuz yönde etkilemektedir.Türkiye ekonomisinde sıkça karşılaşılan şirketlerin kur riski konusu da bu şekilde tanımlanabilir. Döviz borcu olan şirketlerin kur riski olduğu söylenebilir.

sekil-1

Kur artışı İthalatçıyı da aslında, döviz borcu olan firma gibi etkilemektedir. Kur artışı ithalatçının maliyetini doğrudan artırdığı için satış gelirlerini ciddi oranda etkilemektedir. Bilançolarının varlık kısmında döviz bulunduran, ya da dövize sahip şirketlerin kur riski ise Dolar/TL kurunun değerlenmesi ile ortaya çıkmaktadır. Örneğin, 2.1 TL’den 1,000,000 $ alan bir yatırımcının temel riski TL’nin değerlenip kurun aşağı düşüşüdür. Bu tür bir etki aslında ihracatçının da doğrudan karşılaştığı bir durumdur. Türk lirasına endeksli bir üretim yapan bir ihracatçı (yerli girdi ve yerli istihdam kaynakları kullanan bir İhracatçı) kurun düşmesinden zarar görür. Bu tür bir risk yukarıda anlattığımız riskin tam tersi şekilde oluşur. Kurun 2.1 TL’nin altında kalması doları bir yatırım aracı düşünüp satın alan yatırımcı için istenmeyen bir senaryo olacaktır. Örneğin, kurun 3 ay sonunda 1.9’a gerilemesi (ya da TL’nin değerlenmesi senaryosu), 1,000,000 $ uzun pozisyona sahip bir yatırımcıyı (2.1- 1.9)x1,000,000 =200,000 TL zarara sokacaktır. Tersi bir senaryoda ise, kurun 2.3’a çıkması senaryosunda ise bu yatırımcı           (2.3-2.1)x1,000,000=200,000 TL avantaj elde edecektir. Kurun, 2.5 TL’ye çıkması sonrası döviz yatırımcısı 400,000 TL kazaç elde edebilecekken, 1.7’ye düşebilecek bir kur, 400,000 kur zararına yol açacaktır. Bu senaryolar ve grafikler Şekil 2’de verilmiştir.

 

sekil-2

Kur riski, Türkiye’deki çoğu özel sektör şirketinin ve ihracatçının karşı karşıya kaldığı risklerdendir. Kur riskinden, Vadeli İşlem Konsepti kapsamında Türev ürünler kullanılarak, örneğin Forward, Futures ve Opsiyon Kontratları ve bunlarla oluşturulacak stratejilerle kaçınılabilir.